El Harizmi,Ömer Hayyam,Cabir El Hayyan,El Cezzar, El Kindi,İbni Sina,İbni Rüşt,El Heysem,Ebu Kasım,Farabi,El İdrisi,El Tamimi,Biruni… Birçoğunuz için bir şey ifade etmiyor değil mi? Oysa bu isimler bir dönem İslam dünyasına altın çağını yaşatan bilim insanları. Rönesans dönemi İtalyan araştırmacı Gerolamo Cardano El Kindi’den  şöyle bahsetmiştir;” Orta Çağ’ın en büyük on iki akıl bilimcisinden biridir. Mantıktan matematiğe,fizikten müziğe kadar 270 adet bilimsel incelemenin yazarı.Felsefeyi ilahiyatçılara kabul ettirebilmek için bıkmadan usanmadan uğraşan kişi. El Me’mun’un sarayında ,dünyanın en önde gelen kültür merkezinde parlayan bir yıldızdı. Daha sonra Halife El Mütevekkil’in (847-861) iktidara gelmesiyle ulemanın bu felsefecinin çok tehlikeli inançları olduğuna Halifeyi inandırmaları güç olmadı. 60 yaşındaki Müslüman felsefeci,büyük bir kalabalığın önünde 5 kere kırbaçlandı ve o kalabalık maalesef kırbaçlara alkışlarla destek verdi. Bu olay sonrası depresyona girdi ve 72 yaşında vefat etti. El Kindi görüşlerinden dolayı gammazcıların etkisinde kalan halife tarafından zulme uğrayan ilk büyük İslam bilginidir.

Farabi ve İbni  Sina ,Aristo’dan sonra ve onun delaletiyle,Ortaçağ’da bugünkü akılcı ve tabiatçı Avrupa kafasının ilk çatısını kuran Türk mütefekkirlerdir. Eğer İbni Sina gelmemiş olsaydı bir Yahudi Aristoculuk, bir Maymonides vücut bulmazdı;İbni Sina’nın ve ondan sonra İbni Rüşd’ün Latinceye tercümeleri Avrupa’da tanınmamış olsaydı Saint Thomas’ın yüksek Hristiyan iskolastiği imkansız olurdu. İbni Sina’nın ve İbni Rüşd’ün akılcı ve tabiatçı felsefesinin şarkta uğradığı mukavemet,Türklerin niçin geri kaldıklarını izah edebilmemize yardımcı olmaktadır. Felsefe ve çeşitli bilimlerdeki bilgisinin ve görüşlerinin derinliği yüzünden birinci öğretmen Aristo’dan sonra kendisine ikinci öğretmen (Muallimi Sani) unvanı layık görülen kişi Farabidir. Bilimle uğraşacakların özellikle din bilgini olacakların önce felsefe öğrenmeleri gerektiğini belirtti.

Rehavet ve tembellik sadece cehaletin değil, hastalıkların da asıl sebebidir. Ruh cam lambaya, bilgi aydınlık veren ateşe benzer, yağ ise ilahi ilimdir. Lamba yanıyorsa yaşıyorsun, sönmüşse sen ölüsün diyen alim İbni Sina’dır. Türkiye’de az tanınır ama tıp alanında olduğu gibi eğitim alanında da Batı’yı yüzyıllarca etkilemiştir. Aristo ve Farabi’den sonra gelen üçüncü öğretmen ünvanı ona verilmiştir.Kanun ve Şifa adlı eserleri tıp bilimini doruk noktasına çıkardı, Kanun Süleymaniye Tıp Medresesi’nde ve Batı’da beş yüz yıl(17. Yüzyıla kadar) ders kitabı olarak okutuldu. Çalıştığı hastanede ölen çocukların karaciğeri üzerinde araştırmalar yaptığı sırada kadavradan aldığı çocuk karaciğerini tavada ısıttığı, nasıl bir değişime uğradığını anlamak için tadına baktığını görenler İbni Sina çocuk karaciğeri yiyor dedikodusunu yaydılar. Çok az uyurdu geceleri kendisini uyku sararsa veya kendisini zayıf hissederse enerji toplayabilmek için bir kupa şarap içerdi bu kendi ifadesidir yazılı olarak kayıtlara geçmiştir tabi şarap içmesi bazılarınca hemen aleyhine kullanılmıştır.  Alkol içme ama her tülü yalana başvur, göz göre haksızlık yap, devlet malını kendi malın gibi kullan,  ama insanları alkol alıp almadıklarına göre ayır … Sormak lazım insanlık adına her gece bir kupa şarap içip sayısız buluşa imza atan İbni Sina’mı daha faydalı olmuş, yoksa sabahtan akşama dua edip, artı hiçbir değer üretmeyen kişiler mi daha faydalı olmuş? Demek ki şekilci olmak her dönem İslam aleminin en büyük problemi olmuş.

İbni Sina kendisine sapkın diyenlere şu dörtlük ile cevap vermiştir.

 Bana sapkın demek o kadar kolay iş değildir.

Benim inancım kadar hiçbir dini inanç sağlam değildir.

Eğer ben sapmışsam bütün dünyada emsalim yok.

Çünkü o zaman dünyanın herhangi bir yerinde

Tek Müslüman yok.

İbni Sina hem kendi döneminde hem de sonraki yüzyıllarda köktenciler tarafından sapmacı olarak suçlandı. Şimdi sormak lazım İbni Sina gibi sayısız buluşa ve bilimsel çalışmaya imza atan birisimi bizim için yol gösterici olabilir ? Yoksa sabahtan akşama kadar dua edip, tembel, miskin miskin vakit öldürüp ,bu dünyada boş yere yer kaplayanlar mı?

Bilim öğrenmek isteyen başta İngiliz ve Fransızlar olmak üzere bütün Avrupalılar Endülüs şehirlerine ve Sicilya adasına gittiler. Sicilya adasıda 902’den 1249 yılına kadar Müslümanların hakimiyeti altında kaldı, Endülüs kadar olmasada orasıda bir bilim merkezi idi zamanında. Müslümanlar o zaman medreselerin kapılarını sadece Müslümanlara değil, Hıristiyan bilim adamlarına da açtılar. Endülüslü birçok bilim insanı var bir tanesini örnek vermek isterim. İbni Firnas. 880 yılında iki kanatlı ilk uçma makinesini yaptı. Kurtuba yakınındaki bir tepeden uçmayı başardı, Bundan iki yüz yıl sonra yine Müslüman bilimci El Cevheri, Nişabur caminin minaresinden uçmayı başardı. İnişte popoyu yere biraz sertçe vurunca kuşların yere inerken kuyruklarını neden dikleştirdiklerini anladı!

Örnekler daha çoğaltılabilir. Şimdi köktencilere, gericilere sormak lazım bu eleştirileri yazdığın bilgisayarı, bulunduğun şehre giderken kullandığın otomobili ,bindiğin uçağı, cebinde taşıdığın telefonu ilk bulanlar için şöyle dindar değildi, böyle Hıristiyan değildi diye eleştirmeyi marifet sayan kimseyi biliyor musunuz? Cebinizde taşıdığınız imanmetreyi bir süreliğine bırakın da Müslümanlardan kimi az imanlı kimi çok imanlı bilim insanları yetişsin. Ben çalışırken uykum geldiğimde şarap içmiyorum ama 57 yıl yaşayan İbni Sina’nın milyonda biri kadar insanlığa hizmetim olmadı. En hayırlınız insanlara en çok faydası olandır hadisi şerifine göre durum ortada aslında. Bunları düşünenler bence işbirlikçi, uzantıları dışarda olan maşalar. Bunların amacı aman Müslümanlar uyanmasın, uykuya devam etsin, bilim, teknolojiyi unutsunlar diye çalışan Batıya hizmetçi olmak. Bütün yaptıkları özellikle okumamış kitleyi din ile uyutmak. Akdeniz’de, Ege’de yıllardır on binlerce Müslümanın Avrupa’ya gitmeye çalışırken ölmesinden hicap duymaz mısınız? Bilim, teknoloji olsaydı ekonomiler gelişmiş olsaydı o insanlar şişme botlarda, soğuk sularda can pahasına kurtuluş mücadelesi verir miydi? İbni Sina’yı, El Kindi’yi,Farabi’yi, El Razi’yi eleştirerek ,onları sapkın ilan ederek kime kölelik yapıyorsunuz? Hem de bunları din adına yapıyorsunuz.

Faik Tunay

24.Dönem İstanbul Milletvekili

Yeni Siyaset Platformu Başkanı