AHLAT AĞACI VE ASİLER

Ahlat ağacını bilir misiniz? Yabani bir meyvesi olan, kuraklığa ve susuzluğa çok dayanıklı bir ağaçtır. İngilizcede Wild Pear (vahşi armut) olarak söylenmesi tam da bu yüzden. Ormanların yok olmaya yüz tuttuğu coğrafyamızda bozkırda rastlarsın ahlat ağaçlarına, meyvelerinin tadı buruktur, çiğnemesizordur, yutması da…

Ahlat ağacını çoğumuz filmin adıyla öğrendik. Şekilsiz bir ağaç olduğu doğru, ancak neden uyumsuz dendiğini ilk başta çözemedim. Kuraklığa ve susuzluğa çok dayanıklıymış. Meyvesi yaban armudu, tatlı, ancak zor çiğnenir, yutulur cinstenmiş. Ağacı tanıtan sıfatlar bize filmi de tanıtıyor, filmin ana karakterlerini de, hatta filmin geçtiği coğrafyayı da. Ağacın film ile öyle güçlü bir sembolik bağı var ki, belki de bu yüzden akışta kendisine çok fazla yer verilmemiş. Sadece son sahnede İdris onun uyumsuz, yalnız, şekilsiz bir ağaç olduğunu söylüyor. Bir ağaç nasıl uyumsuz olabilir? Anlıyoruz ki İdris kendini çoktan ağaçla özdeşleştirmiş.
İçinde yaşamayı seçmediği, beğenmediği, hatta nefret ettiği, kendisine gelecek sunmayan, umarsız, çıkışsız bir coğrafyada yaşamaya mahkûm bir gencin hikayesi anlatılıyor filmde. Ahlat ağacına uygun bir coğrafya burası. Belki de bu yüzden meyveleri gibi insanları da kolay yenilir yutulur cinsten değil. Bugünün Türkiye’sini konuşuyoruz aslında. Diplomalı genç işsizlerin vatanı. Hepimiz aynı hikâyenin oyuncularıyız. Nuri Bilge Ceylan da -özellikle gençliğinde- benzer sıkıntılar yaşamış; senaryonun yazarlarından Akın Aksu, sayısını bilmediğim diplomalı işsiz genç, atanamayan öğretmenler, kitabını bastıramayan yazarlar, sanatını icra edemeyen sanatçılar, sosyal haklardan mahkûm bırakılan kadınlar, bütün bunların yanında çok iyi eğitime ve tecrübeye sahip olmasına rağmen LİYAKAT eksikliğinden dolayı siyaset aranasında kendisine yer bulamayanlar,kendini gerçekleştirme imkânı bulamayan herkes, hepimiz bu coğrafyanın kuraklık şartlarına maruz kalıyoruz bir şekilde.

39 yıllık yaşamım boyunca kırda ve kentte,çok çeşitli coğrafyalarda daha az plazada, daha çok sokakta,hayatın ortasında ,ahlat ağaçlarıyla karşılaştığım oldu. Ahlat ağaçlarıyla yalnız Türkiye’de değil üniversite eğitimimim sonrası yaşadığım dört farklı ülkede de karşılaştım. Ahlat ağaçlarının özellikleri aynıdır onun bir İtalyan ,bir İspanyol ,bir Hırvat veya bir Amerikalı olması farketmez. Kökleri çok derinde, yamuk yumuk dalları gökte, ikliminkurağına, havanın kirine dirençli, uyumsuz ve inatçı ağaç insanlardır onlar. Hepsinin kuyusu kalbinde idi. Francesca Gino bu ağaç insanlara meraklı bir davranışbilimci. Francesca Gino İtalyan-Amerikalı davranış bilimci ve Tandon Ailesi İşletme Yönetimi Profesörü ve Harvard Business School Müzakere, Organizasyonlar ve Pazarlar biriminin birim başkanıdır. Bazılarının ahlat ağacı dediklerine o kısaca ASİLER diyor. Geleceğin asilere ait olduğu iddiasıyla 15 yılı aşkın süredir dünyanın dört bir yanında asiler üzerine araştırmalar yapıyor ve ortaya şu kitap çıkıyor. Rebel Talent (Asi Yetenekler). Siz asilerin sorun yarattığını sanırsanız, yanılırsınız diyor ve Francesca ekliyor. Oysaki sorunlar asileri yaratır. Tıpkı bozkırın çorağına dimdik direnen ahlat ağaçları gibi…
Francesca ’ya göre asi yeteneklerin beş ana niteliği vardır:
Orijinallik
Merak
Derinlik
Başkalık
Sahicilik

Bu sıfatlar adeta ahlat ağaçlarının yamuk yumuk dallarının her biri. Bizimki gibi statükoyu koruma sevdalısı, itiraz etmekten çekinen, asilericezalandıran, vasatlığı yücelten, konfor alanlarını genişleten, boyarken çizginin dışına taşırmaya izin vermeyen kültürlerde bile insan evladı ana rahmine bir ahlat ağacı tomurcuğu olarak düşüyor. Sonra büyüyoruz ve dallarımızı budamaya başlıyorlar. En çok da en sevdiklerimiz, ellerinde toplumsal baltaları, girişiyorlar dallarımıza. Dallarını budatmayanlar ve kendisi de budamayanlar toplum içinde ASİ olarak tanımlanıyorlar ama bunun hiçbir önemi yok. Kendin olmak, özgün olmak ve farklı olmak ve en önemlisi de nevi şahsına münhasır birisi olmanın iç huzuru başka hiçbir şeyde yoktur. Bütün mesele sahici olmaktır sahiciliğin en güzel tanımını da bence Seth Godin yapmıştır. Sahicilik kafana göre konuşmak değildir. Tutarlı duygu işçiliğidir.